Nafaka nedir? Nafaka türleri nelerdir?

Nafaka nedir?

Nafaka, bazı durumlarda, bir kişinin geçimini sağlaması amacıyla mahkeme kararıyla bağlanan aylıktır. Nafaka gerek ulusal hukukumuzda gerekse uluslararası hukukta özel önem verilen, ayrıcalıklı bir aylıktır. Bu ayrıcalığa örnek olarak hukukumuzda nafakanın ödenmemesinin cezai yaptırıma tabi tutulması gösterilebilir. Nafakanın ödenmemesinin cezai sonuçlarına ilişkin olarak, nafakaya ilişkin kararlara uymama suçu başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Nafaka türleri nelerdir?

Hukukumuzda nafakanın; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört türü bulunmaktadır.

1- Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası, dava devam ederken, nafakanın ödeneceği kişinin geçimini sağlamak amacıyla, tedbiren hükmedilen nafaka türüdür. Dava sonuçlanıp karar kesinleştiğinde kendiliğinden ortadan kalkar ve yoksulluk veya iştirak nafakasına dönüşebilir.

Tedbir nafakasının diğer nafaka türlerinden farkı, nafaka talep edilmemiş olsa dahi mahkeme tarafından bağlanabilmektedir. Çünkü Kanunumuz mahkemeye, dava devam ederken tarafların geçimlerini sağlamak için gerekli tedbirleri alma görevi yüklemiştir.

Tedbir nafakasına boşanma davasında, velayet davasında, babalık davasında ve nafaka davasında hükmedilebilir.

Tedbir nafakasına hükmedilirken, tarafların kusur durumuna bakılmaz, kusurlu olan tarafa da tedbir nafakası ödenebilir zira bu nafaka türü yukarıda da açıklandığı üzere, sadece dava devam ederken tarafların geçimlerini sağlamak için alınan tedbirlerden biridir.

2- Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe, diğer eş tarafından ödenen nafaka türüdür. Yoksulluk nafakasına ancak, nafaka talep eden eşin diğer eşten daha az kusurlu olduğu durumlarda hükmedilebilir. Diğer bir deyişle, daha fazla kusurlu olan eş, diğer eşten yoksulluk nafakası alamaz. Yoksulluk nafakası ödeyecek eşin kusursuz olması gerekmez, sadece nafaka ödenecek eşin daha az kusurlu olması gerekmektedir.

Yoksulluk nafakası, boşanma kararı kesinleştikten sonra hüküm ifade eder ve ödenmeye başlanır. Boşanma davası devam ederken ve boşanma kararı kesinleşene kadar ödenen nafaka ise yukarıda da açıklandığı üzere tedbir nafakasıdır.

Mahkemece yoksulluk nafakasının toptan veya irat (aylık) biçimde ödenmesine karar verilebilir.

Yoksulluk nafakası almakta olan eşin yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi durumunda kendiliğinden kalkar. Ayrıca mahkeme kararı alınmasına gerek yoktur.

Nafaka almakta olan tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılır. Bunun için nafakanın kaldırılması davası açılması gerekmektedir.

Mahkeme, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde aylık olarak ödenen nafakanın artırılması veya azaltılmasına karar verebilir. Bunun için de ayrıca dava açılması gerekmektedir.

Boşanma sırasında yoksulluk nafakası talep edilmemişse veya mahkemece yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmemişse, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yoksulluk nafakası davası açılabilir.

3- İştirak Nafakası

İştirak nafakası, çocuğa fiilen bakmayan ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerinden kendi payına düşen miktarı karşılaması amacıyla ödediği nafaka türüdür. İştirak nafakası, çocuğun ergin olması ile birlikte sona erer.

İştirak nafakası boşanma davasında talep edilebileceği gibi, babalık davasında da talep edilebilir. Yani, iştirak nafakasının ödenmesi için ebeveynlerin daha önce evlenmiş olması gerekmemektedir.

İştirak nafakasının miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. İştirak nafakası her ay peşin olarak ödenir, toplu olarak ödenemez.

4- Yardım Nafakası

Yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan kişiye ödenen nafakadır. Yardım nafakasının talep edilebileceği kişiler altsoy, üstsoy ve kardeşlerdir.

Yardım nafakasının talep edileceği kişi belirlenirken, mirastaki sıra izlenir. Yani yardım nafakasının öncelikle altsoydan, altsoy yok ise üstsoydan, üst soy yok ise kardeşlerden talep edilmesi gerekmektedir.

Kardeşlerden yardım nafakası talep edilebilmesi için, nafaka talep edilen kardeş veya kardeşlerin refah içinde bulunmaları gerekir. Fakat altsoy ve üstsoydan yardım nafakası talep edilebilmesi için bu kişilerin refah içinde olması şart değildir.

Yardım nafakasının, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hakim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir.

İlgili Yargıtay kararları

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/9825 E. 2015/13574 K. sayılı kararı

TMK’nun 176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın yoksulluğun ortadan kalkması halinde, mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.

Yargıtay H.G.K.nun 07.10.1988 gün ve 1998/2-656-688 sayılı ilamı ve H.G.K.nun 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı ilamların da kabul edildiği gibi, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da; “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir. ( H.G.K 07.10.1998 gün ve 1998/2-656-688 sayılı kararı, 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158-1185 sayılı kararı, 01.08.2002 gün ve 2002/2-397-339 sayılı kararı, 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı kararı ). Ancak kaldırma talebi azaltma talebinin de içermekte olup, bu durum nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır.

Yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile birlikte tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki; bilimsel öğretide, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir. ( Akıntürk Turgut : Aile Hukuku 2. Cilt İstanbul 2002.8.294 )

Adana 4.Aile Mahkemesinin 2011/519 Esas 2012/287 Karar sayılı kararı ile tarafların boşanmalarına ve davalı lehine aylık 300 TL yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.

Somut olayımızda, davalı kadın boşanma sırasında bir işte çalışmamaktadır. Kendisine aylık 300 TL yoksulluk nafakası bağlanmıştır. Davalının çalışmaya başladığı iş, her an için sona erdirilebilecek bir iş olup, sabit ve güvenceli bir iş değildir. Geçici işlerde çalışmak yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez. Boşanmadan sonra SGK’lı işe girmiştir.Günümüz ekonomik koşullarında aldığı nafaka ile geçinmesi mümkün olmadığına göre; işe girip çalışması zorunluluk arzetmektedir.

O halde;mahkemece, asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmayacağı, kaldırma talebi azaltma talebini içermekte olup, bu durumun nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınacağı da değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır .

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/3-1627 E. 2015/1020 K. sayılı kararı

Somut olaya gelince; dava tarihi itibariyle davacı çocuk reşit olup, iki yıllık meslek yüksek okulu mezunudur. Aynı zamanda, eğitimini 4 yıllık bir fakültede tamamlamak isteyerek, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesine de kayıt yaptırmıştır. Davanın açıldığı tarihte de 3. sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam etmektedir. Meslek yüksek okulundan mezun olmakla birlikte, mesleğine uygun bir iş bulamamış; özel yeteneği nedeniyle düğünlerde müzik aleti kullanarak, cüzi bir miktar para kazanmaktadır. Kazandığı para, ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi, okulunun harç ve giderlerine de yetmemektedir.

Bu durumda, davacı çocuğun davalı babanın yardımına ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, baba yoksulluğa düşmüş çocuğuna yardım etmek zorundadır. Çocuğun okulunu bitirip, bir işe girmesi, çocuğun yararına olduğu gibi, babanın da yararına bulunmaktadır.

Şu halde, yerel mahkemece davacı yararına hakkaniyete uygun bir miktarda yardım nafakasına hükmolunması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davacı çocuğun nafaka isteminin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-1891 E. 2018/1577 K. sayılı kararı

Tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” dair olarak bozulmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/4481 E. 2016/8685 K. sayılı kararı

İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir.

Dosya içeriğinden; velayet hakkı annede olan müşterek çocuk 1998 doğumlu ve beyana göre 11. sınıf öğrencisi olduğu; davalının ise, emekli olup, 1.050,00 TL gelirinin ve 1998 model otomobilinin bulunduğu, yeni eşine ait evde yaşadığı anlaşılmıştır.

Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 1,5 yıldan fazla süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır.

Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; iştirak nafakasında artış yapılması gerekirken, davanın reddine karar verilmesi uygun bulunmamıştır.

O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak uygun bir artış miktarına hükmetmek olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

İlgili mevzuat

Türk Medeni Kanunu

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön