Boşanma Nedenleri Nelerdir?

Mevzuatımız uyarınca, eşler hakkında boşanma kararı verilebilmesi için, evliliğin taraflar için çekilemez duruma gelmesi ve eşlerin evlilikten beklediği faydanın gerçekleşemiyor olması gerekmektedir. Kanunumuzda boşanma nedenleri düzenlenmiş olup; ancak bu nedenler gerçekleştiğinde boşanma kararı verilebilmektedir.

Kanunumuzda mutlak boşanma nedenleri ve nispi boşanma nedenleri olarak iki tür boşanma nedeni düzenlenmiştir. Mutlak boşanma nedenleri gerçekleştiğinde, evliliğin taraflar için çekilemez duruma geldiği kabul edilir ve boşanma kararı verilir. Nispi boşanma nedenlerinde ise mahkeme, duruma göre, evliliğin taraflar için çekilemez duruma gelip gelmediğine karar vermektedir.

Nispi Boşanma Nedenleri

Nispi boşanma nedenlerine dayanılarak boşanma davası açılması durumunda mahkeme, her somut olayın durumuna göre boşanma nedeninin gerçekleşip gerçekleşmediğini ve taraflar için evliliğin çekilmez hale gelip gelmediğini incelemektedir.

Nispi boşanma nedenleri şunlardır:

1- Evlilik birliğinin temelden sarsılması

Evlilik birliğinin temelden sarsılmasına şiddetli geçimsizlik de denmektedir. Hangi durumlarda evlilik birliğinin temelden sarsılmış olduğuna ilişkin önceden belirlenmiş durumlar bulunmamaktadır. Mahkeme, her boşanma davasında, o davanın durumuna göre karar vermektedir.

Taraflar arasında kültür ve eğitim farklılığı olması, ilgisizlik, sorumsuzluk, kötü alışkanlıklar gibi nedenlerle evlilik birliği temelinden sarsılmış olabilir.

İster mutlak ister nispi boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi durumunda, bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

2- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Bu nedene dayalı olarak boşanma davası açılması için herhangi bir süre belirlenmemiştir.

Hangi suçların küçük düşürücü suç olduğu ve haysiyetsiz hayat sürmekten ne anlaşılacağı mahkeme tarafından her somut olayın durumuna göre belirlenmektedir.

3- Akıl hastalığı

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

Hangi akıl hastalığının evliliği çekilmez hale getirdiği ve akıl hastalığının evliliği çekilmez hale getirip getirmediği mahkemece her somut olayın durumuna göre belirlenmektedir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasının açılabilmesi için Kanunumuzda belirli bir süre öngörülmemiştir.

Mutlak Boşanma Nedenleri

Mutlak boşanma nedenleri gerçekleştiğinde kanunumuz, boşanmak isteyen eşe bazı yükümlülükler yüklemiştir. Bu nedenle, bir mutlak boşanma nedeni gerçekleştiğinde ve ilgili yükümlülükler yerine getirildiğinde mahkeme artık evliliğin taraflar için çekilemez hale gelip gelmediğini incelemeyecek ve boşanma kararı verecektir. Zira mutlak boşanma sebepleri gerçekleştiğinde Kanunumuz evliliğin taraflar için çekilemez hale geldiğini kabul etmektedir.

Mutlak boşanma nedenleri şunlardır:

1- Zina

Eşlerden birinin zina etmesi durumunda diğer eş boşanma davası açabilir. Zina nedenine dayalı olarak boşanma davası, zinanın öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay ve her halde zina tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılmak zorundadır. Zinayı affeden eş, zina nedeniyle boşanma davası açamaz.

2- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Eşlerden biri, diğer eşin hayatına kast ederse veya diğer eşe karşı pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunursa, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Hayatına kast edilen veya kendisine pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunulan eş bu davranışları affederse, bu nedene dayalı olarak boşanma davası açamaz.

3- Terk

Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi, Kanunumuz tarafından belirli şartlara tabi tutulmuştur. Bu şartların hepsinin gerçekleştiği durumlarda ancak terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.

Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için;

  • Terkin şu nedenlerle gerçekleşmiş olması gerekmektedir:
  1. Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmesi,
  2. Başka bir sebep ile ortak konutta bulunmayan eşin haklı bir sebebi olmadan ortak konuta dönmemesi,
  3. Eşlerden birinin diğerini ortak konutu terk etmeye zorlaması.
  4. Eşlerden biri, diğer eşin, haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engellemesi.
  • Terkin en az 6 aydan beri kesintisiz olarak devam ediyor olması gerekmektedir.
  • Terk eden eşin, kendisine usulüne uygun olarak gönderilen ihtarnameye rağmen ortak konuta dönmemiş olması gerekir.

Terk eden eşe gönderilen ihtarname esasen, terk eden eşe gönderilen bir eve dönme ve evlilik birliğini devam ettirme çağrısıdır. Bu ihtarname mahkeme veya noter tarafından gönderilmektedir. Terk eden eşe gönderilecek ihtarnamenin şu özellikleri taşıması gerekmektedir:

  • Terk eylemi üzerinden en az dört ay geçmiş olması gerekir.
  • İhtarda, davet edilen evin açık adresi, davet eden eş evde bulunmayacak ise anahtarın bulunacağı yer belirtilmelidir.
  • Terk eden eşin davet edilen eve dönüşü için gerekli yol masrafı ihtarname ile gönderilmelidir.
  • İhtarda, ihtara iki ay içinde uyularak davet edilen eve dönülmesi, aksi durumda bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu açıklanmalıdır.

Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için, terk eyleminden itibaren en az 4 ay süre geçtikten sonra ihtarname gönderilmesi ve ihtarnamenin gönderilmesinden itibaren en az 2 ay süre geçmiş olması gerekmektedir. Bu süreler beklenmeden ihtarname gönderilmiş veya boşanma davası açılmış ise dava reddedilecektir. Bu şartlara ve sürelere mutlaka uyulması gerekmektedir.

Terk eden eş, ihtarname gönderildikten sonra konuta dönerse evlilik birliği devam eder ve artık bu terk sebebiyle boşanma davası açılamaz.

İlgili Yargıtay kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2002/1552 E. 2003/2680 K. sayılı kararı

Evlenmenin sosyal amacı yanında, cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır. Tarafların cinsel organları normal yapıda olmasına rağmen, psikolojik sebeple de olsa uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramadıkları kızlık muayenesine dair rapordan anlaşılmaktadır. Bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar. Birlikte yaşanan uzun süre içinde cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında, eşlerde birbirine karşı haklı bir nefretin, en azından isteksizliğin doğacağı şüphesizdir. Böyle bir durumu davacı açısından bir kusur olarak kabul etmek mümkün değildir. Ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan ve ondan sonra da devam edip etmeyeceği şüpheli bulunan cinsel yakınlaşmayı beklemek için davacıyı zorlamak açık bir haksızlıktır.

Bu koşullar altında davacıdan evlilik birliğini devam ettirmesi beklenemez. Aile birliğinin temelinden sarsıldığı ( TMK m. 166/1 ) kabul edilerek boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın yetersiz gerekçe ile reddedilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun  1999/2-610 E. 1999/777 K. sayılı kararı

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının eşine salak, manyak dediği, aşağıladığı ve hastalığında ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2010/19506 E. 2010/18684 K. sayılı kararı

Dava münhasıran zina sebebine dayanmaktadır. Davacının, eşinin bir başka kadınla ilişkisine dair görüntü kayıtlarını ihtiva eden CD’yi dava tarihinden dört yıl önce elde ettiği, davacı hakkındaki şantaj suçuna ilişkin ceza mahkemesinin mahkumiyet kararından anlaşılmaktadır. Bu kasetin elde edilmesinden sonra tarafların evlilik birliği devam etmiştir. Davalının başka kadınla ilişkisinin devam ettiğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu olaya rağmen evlilik birliğinin devam etmiş olması, af niteliğindedir. Affeden tarafın da dava hakkı yoktur (TMK.md.161/3). Davalının zina eyleminin devam ettiğine ilişkin bir delil de bulunmadığına göre davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2012/4316 E. 2012/22373 K. sayılı kararı

Davalının zaman zaman eşine ve çocuklarına fiziki şiddet uyguladığı, eşine “mayası bozuk, sütü bozuk, şeytan tabiatlı ” şeklinde sözler sarf ettiği, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalının gerçekleşen bu davranışlarının, davacının vücut bütünlüğünü ve onurunu ağır biçimde zedelediği, sağlını ve ruhsal bütünlüğünü bozduğu tartışmasızdır. Bu bakımdan açıklanan davranışlar pek kötü ve onur kırıcı davranış niteliğinde olup, Türk Medeni Kanununun 162. maddesindeki boşanma sebebini oluşturur. Bu husus gözetilmeden isteğin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.

İlgili Mevzuat

Türk Medeni Kanunu

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön